İzmir´de kurulup Türkiye Metal sahnesine adını yazdıran gruplarını düşünürsek kimisi için bir elin beş parmağını geçmeyecek kadar az, kimisi için ise saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Benim için saymakla bitmeyecek kadar çok olmasa da İzmir, her dönem içinden çok iyi gruplar çıkara bir şehir olmuştur ve bunların içinden ne yazık ki artık aktif olmayan In Spite´ ın yeri her zaman ayrı olacaktır.
Bu yazı ile In Spite´ın kariyerine, aktif olduğu döneme kısa bir yolculuğ çikacağız. Bu yazı İzmir´de ve Türkiye'nin diğer şehirlerinde, geçmiş yıllarda ne tür zorluklarla büyük işler başarıldığını hatırlamak, günümüzün kofti sanal ortamını sallayıp fırlatacak amatör, harbi ve sağlam ortamını anmak, eminim Metal ile yeni tanışan ve üretim işine girmek isteyen yeni jenerasyon için faydalı ip uçları sunacaktur. Umuyorum bu incelemelerin devamı ileriki sayılarda da gelir. İlk albüm öncesi herkesin Negatıve Approach ismiyle tanıdığı, albümün oluşum sürecinde isim değişikliğine giderek In Spite adını aldıktan sonra “Anticlockwise” albümü ile piyasaya fırtına gibi bir giriş yapmış, harika sahne performansı ile hafızalarımızda leziz izler bırakan, üretmeye devam etmeyerek bizde derin yaralar açan İzmirimizin şahene grubu. Bu yazıda zat-ı şahanelerinden bahsedeceğiz.
In Spie ile tanışmam bir konser vesilesiyle oldu, tarihler 18.01.2003´u gösteriyordu, Full Metal Nights konserinde Heçatomb ve Courtyard ile birlikte sahne almışlardı. (ayrıca bu konser diğer iki grubu da canlı izlediğim ilk konserdir.) Vokalistleri Onur Sülen´in zaman zaman matkapla sahneye çıkışıyla başlayan yardırmasyon sahne performansları, Gitaristler; Ant Balcı ve Cenker Baydere´nin harika performansları ve uyumu, Fatih Nalbantoğlu´nun grubunun geri kalanına nazaran hem imaj hemde sahne performansında farklı ama sırıtmayan, kendine has tarzı ve harika performansı ile toplamda muazzamm bir uyumla bir çoğumuz için sevilen ve saygı duyulan bir grup haline geldi. Bu yazıda grubun incelemesinin yanında, In Spite´ın kuruluşundan-son noktayı koyduğu tarihe kadar kadroda yer alan gitarist Cenker Baydere ile yaptığım röportajı da okuyacaksınız. Ne yazık ki internette gruba dair pek bir materyal kalmamış, memleketten uzakta yeterince verimli araştırma yapmak zor; ama en azından bu söyleşi umuyorum açıkları kapatır.
In spite 1999 yilinda ilk olarak "Negative Approach" ismiyle kuruldu: fakat kisa bir süre sonra grubun ismi "In Spite" olarak degisti. Degisiklik sadece isimde kalmadi, Onur Sülen (Vokaller), Ant Balci (Gitar), Cenker Baydere(Gitar), Fatih Nalbantoglu(Bass), Özgür Gonca (Davul) 5 lisi ile yola baslayan grupta isim degisikliginden sonra davulda yerini Serhan Tombul´a birakti. Bu kadro ile In Spite ilk olarak 2000 yilinda 5 parcadan olusan "Death Again" demosunu kaydetti. Bu demo piyasaya sürülmese de firmalara gönderildi. Ayni yil icinde gubun Izmir´de ki konser serisi baslamis oldu. Bu konserlerin bir coguna gitme sansim oldu. Grubun kariyerinn baslangicinda performans sergiledigi konserlerden bazilari
10.10.2000 Hecatomb, In Spite, Sadistic Spell, Tagraht (Izmir),
19.01.2001 Leviathan, In Spite,Hecatomb, Acrimony(Izmir),
01.05.2001: Dark Day 7; Hecatomb, In Spite, Diabolical
Kronolojisi ile bir siralanabilir. Izmir Metal sahnesinde grubun yeri giderek saglamlasirken bir yandan da 2001 yilinda Hammer Müzik ile üc senelik bir alasmaya imza atip hemen Stüdyo calismalarina basladilar.
Stüdyo calismalari acisindan In Spite yeterli imkanlara sahip ender Izmirli gruplardan biriydi, Ant Balcinin sahip oldugu "Stüdyo Negatif" te calismalarina baslayan grup ilk albümleri "Anticlockwise" in kayitlarini 2003 yilinda tamamladi. Albüm kayit calismalari devam ederken bir yandan grup konserlere ara vermedi.
Dark Day 9; Antisilence, In Spite, Hecatomb, Berkaial (Izmir)
Full Metal Nights II; In Spite, Hecatomb, Courtyard (Izmir),
Laylaylom Concert Hall konseri (Izmir).
Bu konserlerden Dark Day9´a katilmayi çok istiyordum; ne yazik ki artık hatirlamadigim bir sebepten gidemedim, kacirdigim icin cok üzülmüstüm. In Spite´i izledigim ilk konserde sahne performanslari beni çok etkilemisti, daha sonra elimden geldigince her konsere gitmeye gayret ettim. Subat 2003´te ki Laylaylom konserinde Onur Sülen´in sahneye Matkapla cikisini hic unutmam. In Spite her zaman sanede seyirci ile iletisimi cok iyi olan bir gruptu, fakat bunun tam aksini idda edenlerde vardi elbette. Vokalist Onur Sülen´in sahneye sürekli gözlükle cikmasi, sarki aralarinda pek konusmamasi gibi elestrilere maruz kaliyorlardi. Bir gün Narlidere´den Alsancaga dönmek için otobüs beklerke sans eseri denk gelmistim Onur Sülen´e. Onur´u bayana kadar grup hakkinda merak ettigim, duydugum her seyi sordum, tabi ki gözlük konusuda. Cevabi söyle olmustu: " Ya ben bu gözlük konusunun böyle olay olmasini anlamiyorum. Gözlük olmayinca iyi göremiyorum, ne yapayim? ayrica sarki aralarinda ne kadar konusabilirim ki? Tiyartro icra etmiyoruz, sarkilarimizi calmamiz gerek.". Daha sonrasinda çok gereksiz bir ayrintiyla adami bogmusum diye düsünmüsümdür, yine de sikilmadan her soruma cevap verdi ve sonrasinda sorularim Alsancaga kadar keyifli bir sohbete dönüstü. Daha sonra bende bir Metal Müzik grubuna dahil olduktan sonra, sıklıkla Stüdyo Negatif´e ugrar olmustum. Ant ve Ant´in gruptan diger gitarist arkadasi ve esnaf komsusu Cenker ile daha yakin iletisim kurdukca seyirciyi nasil bu kadar iyi etkilediklerini daha iyi anladim. Onur Sülen 9 Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvari ögrencisi idi sanirim o dönemde okulu bitirmek üzereydi (yada bitirmisti net hatirlamiyorum) egitiminin kendisine kattiklari, canli performansta Brutal vokalden Clean vokale gecislerinde hic zorlanmayisi ve clean vokaldeki basarisi, ruh hastasi tripleri ile bütünlestirdigi sahne sovlari grubun sahne sovuna muazzam özgünlük katiyordu. Grup elemanlarinin iyi müzisyenligi ve basarli üretkenligi ile, Izmirin kendi döneminde ki gruplari arasindan kisa süredi sivrilmelerine neden oldu.
Yine ilk abümün kayit sürecine dönecek olursak, 2003 yilinda kayitlarin tamamlanmasinin ardindan 14-16 Mart tarihleerinde Ankara´da düzenlenen Rock Station Festivalinde sahne aldilar ve ayni gün alüm piyasaya cikti. Bir nevi festival performanslari Albüm galasi tadinda gerceklesti. O dönem her ay düzenli cikan ve yine Rock Station festivalini düzenleyen Hicri Bozdag´in cikardigi Rock Station dergisinde Fstivalin genis kritiginin yapildigi Nisan sayisinda In Spite´tan övgüyle bahsediliyordu. Hammer müzik etiketiyle cikan ilk albüm ile birlikte ilk ciddi Metal festivlai olan Rock Station perofrmansi Ülke genelinde piyasada taninmalarini sagladi. Ayni dönemde Güven Erkin Erkalin Sundugu ne yazik ki günümüzde artık devam etmeyen Radyo D´de yayinlanan Maximum Rock programinda o dönem "En karanlik 10 lu" listesinde (ismi buydu galiba yanlis hatirlamiyorsam) ilk albümün giris parcasi "Noise" dinleyicilerin oylari ile haftalarca ilk sirada kalmisti. "Anticlockwise" albümü daha cikmadan, elimizde herhangi bir promo kayit olmamasina ragmen sadece konser performanslarindan zihinlerimize islenen sarkilari, Cd ya da kaset formatinda alipmak için sabirsizlikla bekleyen benim gibi bir cok insan albüme büyük ilgi gösterdi. Albümde ki parcalarin siralamasi söyle:
Noise, Scenery, Down, Man, Dismembered, Reject, Feel Nothing, Killing A Friend, Stay Away, The Miserables, Question Mark, Hardest Times, Where We Dwell, Different Sunsets.
In Spite´in tarzi hakkinda arkadas cevresinde konusurken her grupta oldugu gibi ister istemez bir baslik altında katagorize etme refleksi ile Melodic Death Metal tarzinda üretiyorlar diye yapistirirdik; ama bu albüm icin pure bir Melodic Death Metal albümü tanimlamasi yapmak zor. Parcalarda; pure death metal, speed, thrash, melodic death metal, bluse rock, crossover izlerini görmek mümkün "Question Mark" gibi tamami Clean Vocal ile icra edilmis bir parcanin yaninda "Down" gibi Enstrumantal bir saki da bulunuyor. Bir cok kisi icin oldugu gibi benimde bu albümde ki favori parcam "Noise". Fakat bunun haricinde "Question Mark, Feel Nothing, Stay Away ve Different Sunsets" gibi harika parcalar mevcut.
Grup elemanlari harika birer ilham kaynagi olmalarinin yanında her biri çok iyi arkadasti- Özellikle proa için Negative´de oldugumuz anlarda Ant ve Cenk ile yapilan muhtesem muhabbetleri unutamam. Ortamda, aramizda grubun adini "in Sprite" diye degistirip yaptigimiz geyikleri Ant ile paylastigmizda, bir çok ego bombasi süper Türk Metal starlarinin aksine Ant bize eslik eder, O da üzerine espri katardi.
Hatta daha önce Prime Object ve Gates of Eternity´de calan gitarist Hakan´in basini cektigi bir ekip "Feel Nothing" klibini "Negatifin Gülleri" ismiyle tekrar yorumlamislardi. Bir cok grup bunun geyigini yapmayi birak, saga sola bile yayilmasini istemez; ama Anr klibi izlerken baya eglenmis hatta tebrik etmisti. :) Rock Station festivalinden sonra grup Izmir´de sane almaya devam etti, hatirladigim konser siralamasi söyle:
Full Metal Nights III; Hecatomb, In Spite, Lil, Lost Symphony (Izmir)
Bios Bar Konseri: In Spite, Lil (Izmir)
Sepultura Konseri (Istanbul)
Rotting Christ (Gre.), Negative Creeps (Gre.), In Spite, Hecatomb (Izmir)
In Spite, Ketum (Izmir)
Bu konserlerden sadece Bios Bar konserine gidebildim. O tarihlerde Mersin´de Üniversite egitimine devam ediyordum. Sans eseri kisa süreli bir tatil icin Izmir´de bulundugum bir tarih araligina denk getirmistim konseri. In Spite bir ilki deneyerek, seyirci cekmesi amaciyla 4-5 grupla yapilmasina alistigimiz Metal Konserlerinin aksine, yanina konuk grup olarak sdece Lil´i alarak Bios barda bir konser düzenledi. Günün Sonunda Mersin´e 13 saatlik bir otobüs yolculugum vardi ama bunu umursamadan konsere gittim. Ilk olarak Lil sahne aldi, Lil´in performasina dair hafizami kurcaladigim da vokalistleri liseli kiz etegi ile sahneye ilk adim attiginda yogun alkis ve isliklarla gördügü ilgiyi ve yaptiklari harika Pantera coverini hatirliyorum öncelikle. O dönemde Lil´de albüm kaydi yapiyordu ve cikacak olan albümden bir çok parca caldilar çok iyi bir performans sergilediler ve bitirste ki Pantera coveri çok iyiydi. In Spite´a gelince performanslari tek kelime ile harikaydi. Bütün konseri en önde izlemistim, grup büyük bir özgüvenle sahnede performans sergiliyor, Ant "pena, penaaa" diye bagiranlara tirnagiyla gitar caldigini göstermek icin defalarca elini gösteriyordu. Konsere gelenler parcalara hep bir agizdan eslik etmisti özellikle "Question Mark" parcasinda karsilikli harika bir uyum olusmustu önceden planlanmadan olusan bu durumun verdigi moral Onur Sülen´in yüzünde rahatikla görülebiliyordu. Son olarak hatirladigim Ant´in vokalleriyle icra edilen Orgasmatron coveri bütün mekanii birbirine katmisti. Gercekten izledigim en iyi konserlerden biridir.
Ikinci albüm öncesi Sepultura konserinde sahne almalari ile birlikte In Spite adini artik Türkiye Metal Müzigi denildiginde ilk akla gelen gruplar arasina yazdirmisti. Ikinci albüm "Land Of Steel Cage" 2005 yilinda bir önceki albüme nazaran sessizce piyasaya cikti. Ilk Albümün aksine Melodic Death Metal etkisinin daha cok görüldügü albümde yer alan Vertigo isimli parcaya grubun ikinci klibi cekildi
Grubun logosu degismis, albümün sunumu, Kapak dizayni ile bir önceki albüme göre daha iyi bir sunumla dinleyiciye ulasmisti; fakat ne yazik ki bu albümmün tanitimi iyi yapilamadi. Ardindan gelen sürecte bütün grup elemanlarinin tamaminin hayatinda meydana gelen; askerlik, is güc gibi gelismelerin ardindan In Spite ne yazik ki tekrar ortaya bir ürün koyma enerjisini gösteremedi ve ne yazik ki kariyerine noktayi koydu. Yazinin bundan sonrasinda Cenker Baydere ile yaptigim ropötaj bulunuyor, saniyorum ki birçoğunuzun kafasinda ki soru işaretlerini silen ve sizlere güzel anilari hatirlacak bir ropörtaj oldu.
Prometheus: Merhaba Cenker abi, ilk olarak, In Spite´in ara vermesi yada artik üretmeyi birakmasi gerektigini ilk ne zaman düsündünüz, bu bir süreyi mi kapsayan sürec miydi?
Cenker Baydere: Hayır, aslında hiçbir şey konuşulmadı. Araya giren askerlikler, şehirdışında bulunan işler vs sebebiyle işlerimiz aksadı. Yaşam koşulları, aynı şehirde bulunarak müzik yapmamızı engelleyecek şekilde gelişti ve bu durumu kurtarmaya çalışmadık diyebiliriz.
Prometheus: Peki; Metal üreten ve bir rol modele sahip olmayan genclerin bir yandan tecrübe kazanmaya calisirken bir yandan cocuksu bir rekabet ile cekismeleri arasinda, " Bu kadar kasmaya ne gerek var abi bosa bu kadar emek" diye düsündügün oldu mu? Örnegin; benim bazen böyle hissettigim anlar oldu. Daha sound hakkinda bilgimiz yokken Avrupaya nasil aciliriz diye kendimizi kandirdik ve zamanimizi buna harcadik uzun süre, ardindan gelen basarisizliklar umutlari köreltti sizin icin de böyle bir durum gecerli miydi?
Cenker Baydere: Belki şimdiki imkanlar olsa (youtube,facebook, google adwords, home record,) daha hızlı ilerleyebilirdik. Bir konser yapıp insanlara ulaşmamızın tek yolu elden elde ulaşan biletler, gece 2´de yayınlanacak rock market programıydı. Dünyaya açılmanın gerekliliği aşikar, o zamanki imkanlar daha kısıtlıydı en azından herkesin evinde adsl yoktu. Ilk albüm kaydımızı zoom 505le yapmaya çalıştık. Kapana kısılmak biraz umudu kıran birşey, yine de herkesten çok imkana sahiptik bunu da yadsayamayız; ama bunu diğer dinleyenlere ulaştırma konusunda sıkıntılar hep bakiydi.
Prometheus: Cenker abi Sence Izmir´de Metal Müzik dinleyicisi 90 larda mi daha coktu yoksa 2000-2010 arasinda mi? Ve göründügü üzere günümüzde konserlere katilim eskisi kadar yogun degil. Sence Izmir´de var olan bu potansiyelin underground boyutta da olsa kücük bir endüstriye sahip olamamasinin, organizatörlerin, gruplarin bu kitleyi elinde tutamamasinin sebebi nedir? Bu karsilikli etki tepki durumunun bir sonucu mu?
Cenker Baydere: Ilk konsere çıktığım anı hatırlıyorum 2000 civarı olması lazım, organizatör içeride 900 bilet satıldığını söylemişti ve yüzü biraz asıktı. Belli ki bir öncekinde 1150 satmış olmalıydı. Son konsere de 2006 dersek yaşasın 350 sattık gibi bakışlara dönüşmüştü ortam, şu an sadece Izmirli gruplardan olusan bir konser icin 900 biletliyi hayal edemiyorum. Muhtemelen biletsiz de olsa içeriye 150 kişi doldurabilmek başarıdır.
90larda yüksek ihtimalle çok daha iyi satışlar elde ediliyordur, ülkemizdeki organizatörlerin payı mutlaka vardır; ama bence yüzde 10 kadar sorumluluğu geçmeyebilir. Dünyada zaten sert müziğe ilgi azaldı, ülkemizde de azalması çok normal. Paranın dönmesi gerekir bir organizsyonun devam etmesi için. Iyi bir marka olup şenlik düzenleyenlere sponsor olunmak istense herkese hitap edebilecek organizasyonlara destek verecekler
underground birşeye destek vermeyecekler. Kendi adimiza bir kac sey söylemek gerekirse bizlerde de tembellik var sonuna kadar sahip çıkmadık özeleştiri yapmak gerekirse. Aynı afişlerde yer aldığımız gruplardan devam edenler var, onların da askerliği oldu, evliliği oldu; ama ısrarla devam ettirdiler. Herkesin belli payı var bu durumun çökmesinde diyebilirim.
Prometheus: Konuyu hafiften konserlere getirmisken, In Spite´in bir cok konserine gittim, ve hepsinde de cok eglendim. Benim icin en iyi Bios barda düzenlediginiz konserdi. Senin icin " Su konser harikaydi" diyebilecegin aklina gelen ilk performans hangisi? Ve biraz o günü, yani sahne öncesini ve sonrasini anlatabilir misin?
Cenker Baydere: Sanırım ben de en çok Bios Bar´da ki konserde eğlendim. O gün Izmirde çok iddalı birşey denemeye karar vermiştik; hep metal night metal concert vb. değişik isimlerde 6-7 gruplu konserler düzenlenirken, biz sadece In Spite olarak konser yapsak n´olur acaba diye kolları sıvamıştık.
Fiyasko da olabilirdi, nitekim kapı açılış 13:30 civarıydı ve 14:30 gibi kapilar acildiginda iceride 10 kişi vardı. O sirada biz de birşeyler yiyip gelelim diye mekandan çıktık. Döndüğümüzde sokaktaki kalabılığa inanamadık, herkes kuyrukta bilet için bekliyor gibiydi. Mekandan sorumlu kişinin söylediğine göre 50´ye yakin kisiyi mekan doldu diye geri göndermişlerdi. Büyük bir özgüvenle sahneye çıkmamıza sebep oldu bu durum muhtemelen de sahneye yansımıştır.. Cok kaliteli konser izleme fırsatınızın olmadığı yıllardı, çoğu insanın gördüğü en güzel canlı çalımdı belki de. Aslında o kadar iyi olmamasına rağmen; düşünün ki canlı çok şey izleyemiyorsunuz ve bu sartlarda iyi bir ses sistemi ile izlediğiniz belki de ilk konser size çok güzel gelebiliyor. Parçalara da hakimseniz ve istediginizi sergileyebildik, bu durum dinleyiciye de etki etmiştir muhakkak. Bir de Ankara Rock Station konseri etkileyiciydi ama Bios’ un yeri bende ayrıdır.
Prometheus: Cenker Abi her grubun; konserler de yada kayit esnasinda bir aradayken cok eglenceli unutamadigi anilari vardir aklina ilk geldigin de seni güldüren bir anini paylasabilirmisin. Ne kadar sansürsüz o kadar iyi :)
Cenker Baydere: Bir keresinde Ant otel odasına girip birşeyler söylemişti, sonra reverse efektiyle söylediklerini tersten söyleyip yavaş çekimle geri çıktı falan, süper yapmıştı şimdi onu göstermeden komik olmaz sanırım :)
Prometheus: Ahah süüper. Ant abi hakkinda biraz konusmak gerekirse; Ant abi özellikle stüdyo ortamindan taniyanlar icin süper serin kanli, cool, her zaman agir basli. Sanki Izmir metalinin Sufi Filizofu gibi görünüyordu; ama diger yandan süper eglencli bir insan tab Onu yakindan taniyanlar biliyor bunu daha cok. Her biriniz elbette grubun vaz gecilmez parcalariydiniz fakat sanirim biraz da Stüdyo Negatiften ötürü Ant abi insanlarda daha fazla iletisim halinde olgudundan ön plandaydi.Onun hakkinda söylyebileceklerin nelerdir?
Cenker Baydere: Kesinlikle çok iyi biz müzisyen, çok iyi bir bestekar, çok iyi bir gözlemci, çok iyi bir kulak, müthiş söz yazarı ve imkan verilse herşeyi yapabilecek yetenekli bir adamdır. Pratik zekası çok iyidir. Susar susar iki kelime eder, 17 kişi gülmekten yere yatar mesela. O an anlarsın adam boşuna susmamış doğru anı beklemiş diye.
Prometheus: Herhalde bundan iyi özetlenemezdi abi tesekkür ederim. Konserlerde cok iyi coverlar da yaptiniz, Orgasmatron coveri en sevdigim cover oldu her zaman; fakat sizi son izledigim konserde bir Muse coveri yaptiniz. Buna nasil karar verdiniz? Ben o zaman tabi daha deli fisek metalciydim nerden cikti bu yaa diye düsünmüstüm.
Cenker Baydere: Aslında cover; bir parçanın aynısın çalınması değildir diye düşündük. Biz Muse´un güzel müzik yaptığını düşünüyoruz ve o sarkiyi eger Metalci olsalar nasıl çalarlardı diye düsünerek coverladık. Cover´ın özü budur zaten. Muse´un o parçasını bir metal grubu olarak coverladık. Gençken insan metalci de olsa tutucu oluyor. Aslında güzel olan bir parçayı, sırf etiketi metal olmayan bir projede duydugu icin, senden değil diye bir kenara atıyor ve bir şans vermiyor. Insanin yasi büyüdükçe, yaşamın her alanında haksızlık edilen şeyler yüzüne vurur.
Prometheus: Evet, aslinda baska bir acidan bakarsak; Graveworm Losing my Religion´i black metal tarzinda coverliyor ve elden ele gezerken bu cover kimse bu kadar acimasiz yorum yapmiyor. Simdi tekrar düsündümde o zaman haksizlik ettigimizi kabul ediorum. Öz elestirimi de araya skistirdiktan sonra sorulara dönecek olursak Iki tane albüm yaptiniz. 3. albüm calismalari baslamis miydi bu konuda calismalar yaptiniz mi?
Cenk Baydere: Hala Ant ile paslaşıyoruz, şöyle riff buldum buna solo yazsana, bak böyle nakarat buldum sence nasıl olmuş gibi. Ama bunu In Spite projesi olarak düşünmedik. Benim bir tane 8 parçalık enstrumantal çalışmam vardı www.cenkerbaydere.net sitesnden ücretsiz yayınladım. Ikinci albümün %70´i bitti ama tıkandım ilerleyemiyorum su an. Ant ile kurcaladığımız şeyler mevcut, müzikten kopamayız; ama bir grup olarak devam etmek gözümüzde büyüyor. Bilgisayar programlari ile tamamlıyoruz eksik olan müzisyenliklerimizi. Ritm, klavye, efektler vb.
Prometheus; Yeniden bir araya gelmeyi, bir abüm yapmayi hic düsünmediniz mi? "gözümüz de büyüyor" dedin ama sohbeti gecmiyor mu en azindan? Bence In Spite, harbiden Izmirli metalciler icin cok sey ifade ediyordu, ben sarkilarina koro halinde eslik edilen baska canli performans görmedim acikcasi. Bence en azindan bir konser bile size insanlarin sizi ne kadar uzun süredir bekledigini net gösterecektir.
Cenker Baydere: Mesela şu an düşünüp ne kadar güzel olacağını hissettim. ama olamayacağını mantıken biliyorum. Para mevzusunu hiçbir zaman düşünmedik. Sadece yaşamımızı idame ettirebilmek için başka işler yapmak zorunda kalıp müziğe birlikte devam edemedik. Bunu ben isterim ama gerçekleştiremeyebiliriz bakalım zaman neyi göstericek :)
Prometheus: En azindan bu fikri bir virüs gibi yaymis olduk :) Umarim bünyelerde reaksiyon gösterir. Cenker Abi su an In Spite elemanlari ne yapiyor? Onur abiyi sanirim bir ara reklam filminde falan izledim yaniliyor muyum?
Cenker Baydere: Onur en son bursa konservatuardaydı, reklam filminde ben de gördüm tiyatral yönü de var onun. Ilk davulcumuz Özgür Istanbul’da, reklam setlerinde çalışıyordu en son. Ikinci davulcumuz Serhanın bir firması var çok seyahat ediyor işi dolayısıyla, No Name ile çalıyor haftada 1-2 gün. Fatih´de No Name ile çalıyor ve yanlış bilmiyorsam doktora yapıyor. Ant özel yapım çantalar ürettiği bir firma kurdu. Ben de müzik aletleri satışı, gitar dersi, gitar modifiye işleri ile uğraştığım dükkanımdayım.
Prometheus: Abi konser konusu gecti gibi oldu ama Sepultura ile ayni sahnede yer almaniz da bence cok önemli bir hadise, o konserden biraz bahseder misin, Sesiniz cok kisikti gibi hatirliyorum ve bir kac karmasa olmusru organizasyonda sanirim.
Cenker Baydere: O bizi çok heyecanlandıran bir organizasyondu; ama ne biz kendimizi duyabildik ne de seyirci bizi duyabildi. Anılarda kaldı bak sorduğunda aklıma gelmedi bile, sen sorunca hatırladım. Afişine bakıp gururlandığımız ama performansından memnun kalmadığımız bir konserdi diyebiliriz, yanlış hatırlamıyorsam mikrofonlandırılmamış bir davulla çalmak zorunda kalmıştık. O tarz bir imkansızlık vardı ama nokta atışı hatırlamıyorum problemi, sonuçta çok zevk kaçırtan birşeydi.
Prometheus: Cenker abi Fatih abidende bahseder misin biraz, sahne de cok kelle basci izledik bu zamana kadar. Acikcasi sanki bass cok önemli bir sey degilmis arkada tinlasa da olur gibi görüldü bir cok acemi grup tarafindan ama Fatih abi bass gitarda özellikle sahnede sololariyla farkini ortaya koyuyordu. Türkiye standardindan bir cok grubun basscilarindan daha iyi performans ortaya koyan bir basscinin varligi grubu nasil etkiliyordu sence ?
Cenker Baydere: Fatih çok uçuk bir adamdır ve çok iyi bir müzisyendir. Bu renkli kişiliği, yeteneği ve dinlediği standart dışı müzikler çalımına da yanısyordu. Aslında sadece biraz daha doğru şeyler çalışmış birkaç müzisyen biraraya gelmiştik. hiçbirimizin abartılacak bir yeteneği yoktu, sadece parçalar basit, çalınabilir ve anlaşılabilirdi. Fatih de soundu iyi olan ve güzel slaplerle parçayı süsleyebilen bir basçıydı. Parçaların girişi gelişmesi nakaratı ve sonucu vardı. İcra edilebilir basitlikte ve akılda kalıcıydı. İşin tek sırrı bu. Örneğin kayıt esnasında, canlı icra edemeyeceğiniz partisyonlar kullanırsanız performans esnasında kötü grup imajını yersiniz. Bu kadar basit bir sırrı keşfetmiş nadir gruplardandık. Bir solonun güzelliği çok zor çalımından değildir, o parçayı nasıl özetlediğidir. Ya da oradaki duyguyu nasıl 20 sn de yansıttığıdır. Biribiriyle uyumlu davulcu ve basçı varsa bir grupta, siz de görevinizi yapıyorsanız soundunuz mükemmel duyuluyor. Başarısız olmuş grupların asıl hatası kötü müzisyen olmalarından çok parça yapmanın sırrını iyi gözlemlememiş olmaları ve icra sırasında sıkıntı yaşamaları bence.
Prometheus: Abi istersen kisa sorulara gecelim. Sahnede calmaktan en cok haz aldigin In Spite parcasi?
Cenker Baydere: Tabii ki Noise
Prometheus: Sence Izmir´in gelmis gecmis en iyi Metal gitaristi kim?
Cenker Baydere: Küçüklüğümden beri hayranlıkla izlediğim , çok gitarist yetiştirmiş, hala da aktif olarak göz önünde olan gitarist Savaş Oğuz olabilir. İzmir'de çok gitarist yetiştirmiş birisidir de aynı zamanda.
Prometheus: Sence Izmir´de bu zamana kadar yapilmis en iyi Metal Konseri organizasyonu hangisi ?
Cenker Baydere: Ben çok kötü bir konser takipçisiyimdir, kendi gittigim bir Pentagram konseri vardı fuar açıkhavada o baya zevkli ve güzeldi. Ama daha sıkı takipçiler belki daha iyilerini görmüşlerdir. Mesela Opeth Bayraklı’ ya gelmişti ben askerdeydim muhtemelen o daha iyi bir konser olmustur.
Prometheus: Iyi konserdi ama Mikael Åkerfeldt seyirciyi kendisini Mikail diye cagirdigi icin uyardi, adinin telafuzunu ögretmeye calisti enteresan bir andi o konser icin
Cenker Baydere: ahaha süpermis
Prometheus: Nihayetinde sonuna geldik sorularin. Cenker abi seni rahatsiz ettim sorularimla cok tesekkür ederim yanitlarin icin
Cenker Baydere:Estağfirullah, acikcasi duygulandırdı beni bu sobet beni Ozan, geçmişte başka bir yaşam olduğunu hatırlayıp reankarnasyon geçirmişim gibi hissettim. Tesekkür ederim kolay gelsin
Prometheus: Ben tesekkür ederim abi umarim en kisa zaman da In Spite geri döner.etlerini gideren bir söylesi olmustur.
Soylesi bu sekilde sonuclandi. Söylemesi ne üzücü ki In Spite su an aktif bir grup degil umarim tekrar bir araya gelirler. En azindan bu yazi ve söylesi eski günlerin tadini dimaklariniza biraz animsatir.












