27 Eylül 2015 Pazar

IN SPITE

          

            

            İzmir´de kurulup Türkiye Metal sahnesine adını yazdıran gruplarını düşünürsek kimisi için bir elin beş parmağını geçmeyecek kadar az, kimisi için ise saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Benim için saymakla bitmeyecek kadar çok olmasa da İzmir, her dönem içinden çok iyi gruplar çıkara bir şehir olmuştur ve bunların içinden ne yazık ki artık aktif olmayan In Spite´ ın yeri her zaman ayrı olacaktır.

Bu yazı ile In Spite´ın kariyerine, aktif olduğu döneme kısa bir yolculuğ çikacağız. Bu yazı İzmir´de ve Türkiye'nin diğer şehirlerinde, geçmiş yıllarda ne tür zorluklarla büyük işler başarıldığını hatırlamak, günümüzün kofti sanal ortamını sallayıp fırlatacak amatör, harbi ve sağlam ortamını anmak, eminim Metal ile yeni tanışan ve üretim işine girmek isteyen yeni jenerasyon için faydalı ip uçları sunacaktur. Umuyorum bu incelemelerin devamı ileriki sayılarda da gelir. İlk albüm öncesi herkesin Negatıve Approach ismiyle tanıdığı, albümün oluşum sürecinde isim değişikliğine giderek In Spite adını aldıktan sonra “Anticlockwise” albümü ile piyasaya fırtına gibi bir giriş yapmış, harika sahne performansı ile hafızalarımızda leziz izler bırakan, üretmeye devam etmeyerek bizde derin yaralar açan İzmirimizin şahene grubu. Bu yazıda zat-ı şahanelerinden bahsedeceğiz.

        In Spie ile tanışmam bir konser vesilesiyle oldu, tarihler 18.01.2003´u gösteriyordu, Full Metal Nights konserinde Heçatomb ve Courtyard ile birlikte sahne almışlardı. (ayrıca bu konser diğer iki grubu da canlı izlediğim ilk konserdir.) Vokalistleri Onur Sülen´in zaman zaman matkapla sahneye çıkışıyla başlayan yardırmasyon sahne performansları, Gitaristler; Ant Balcı ve Cenker Baydere´nin harika performansları ve uyumu, Fatih Nalbantoğlu´nun grubunun geri kalanına nazaran hem imaj hemde sahne performansında farklı ama sırıtmayan, kendine has tarzı ve harika performansı ile toplamda muazzamm bir uyumla bir çoğumuz için sevilen ve saygı duyulan bir grup haline geldi. Bu yazıda grubun incelemesinin yanında, In Spite´ın kuruluşundan-son noktayı koyduğu tarihe kadar kadroda yer alan gitarist Cenker Baydere ile yaptığım röportajı da okuyacaksınız. Ne yazık ki internette gruba dair pek bir materyal kalmamış, memleketten uzakta yeterince verimli araştırma yapmak zor; ama en azından bu söyleşi umuyorum açıkları kapatır.


       In spite 1999 yilinda ilk olarak "Negative Approach" ismiyle kuruldu: fakat kisa bir süre sonra grubun ismi "In Spite" olarak degisti. Degisiklik sadece isimde kalmadi, Onur Sülen (Vokaller), Ant Balci (Gitar), Cenker Baydere(Gitar), Fatih Nalbantoglu(Bass), Özgür Gonca (Davul) 5 lisi ile yola baslayan grupta isim degisikliginden sonra davulda yerini Serhan Tombul´a birakti. Bu kadro ile In Spite ilk olarak 2000 yilinda 5 parcadan olusan "Death Again" demosunu kaydetti. Bu demo piyasaya sürülmese de firmalara gönderildi. Ayni yil icinde gubun Izmir´de ki konser serisi baslamis oldu. Bu konserlerin bir coguna gitme sansim oldu. Grubun kariyerinn baslangicinda performans sergiledigi konserlerden bazilari 

10.10.2000 Hecatomb, In Spite, Sadistic Spell, Tagraht (Izmir),
19.01.2001 Leviathan, In Spite,Hecatomb, Acrimony(Izmir),
01.05.2001: Dark Day 7; Hecatomb, In Spite, Diabolical

Kronolojisi ile bir siralanabilir. Izmir Metal sahnesinde grubun yeri giderek saglamlasirken bir yandan da 2001 yilinda Hammer Müzik ile üc senelik bir alasmaya imza atip hemen Stüdyo calismalarina basladilar.

Stüdyo calismalari acisindan In Spite yeterli imkanlara sahip ender Izmirli gruplardan biriydi, Ant Balcinin sahip oldugu "Stüdyo Negatif" te calismalarina baslayan grup ilk albümleri "Anticlockwise" in kayitlarini 2003 yilinda tamamladi. Albüm kayit calismalari devam ederken bir yandan grup konserlere ara vermedi. 

Dark Day 9; Antisilence, In Spite, Hecatomb, Berkaial (Izmir)
Full Metal Nights II; In Spite, Hecatomb, Courtyard (Izmir), 
Laylaylom Concert Hall konseri (Izmir). 

Bu konserlerden Dark Day9´a katilmayi çok istiyordum; ne yazik ki artık hatirlamadigim bir sebepten gidemedim, kacirdigim icin cok üzülmüstüm. In Spite´i izledigim ilk konserde sahne performanslari beni çok etkilemisti, daha sonra elimden geldigince her konsere gitmeye gayret ettim. Subat 2003´te ki Laylaylom konserinde Onur Sülen´in sahneye Matkapla cikisini hic unutmam. In Spite her zaman sanede seyirci ile iletisimi cok iyi olan bir gruptu, fakat bunun tam aksini idda edenlerde vardi elbette. Vokalist Onur Sülen´in sahneye sürekli gözlükle cikmasi, sarki aralarinda pek konusmamasi gibi elestrilere maruz kaliyorlardi. Bir gün Narlidere´den Alsancaga dönmek için otobüs beklerke sans eseri denk gelmistim Onur Sülen´e. Onur´u bayana kadar grup hakkinda merak ettigim, duydugum her seyi sordum, tabi ki gözlük konusuda. Cevabi söyle olmustu: " Ya ben bu gözlük konusunun böyle olay olmasini anlamiyorum. Gözlük olmayinca iyi göremiyorum, ne yapayim? ayrica sarki aralarinda ne kadar konusabilirim ki? Tiyartro icra etmiyoruz, sarkilarimizi calmamiz gerek.". Daha sonrasinda çok gereksiz bir ayrintiyla adami bogmusum diye düsünmüsümdür, yine de sikilmadan her soruma cevap verdi ve sonrasinda sorularim Alsancaga kadar keyifli bir sohbete dönüstü. Daha sonra bende bir Metal Müzik grubuna dahil olduktan sonra, sıklıkla  Stüdyo Negatif´e ugrar olmustum. Ant ve Ant´in gruptan diger gitarist arkadasi ve esnaf komsusu Cenker ile daha yakin iletisim kurdukca seyirciyi nasil bu kadar iyi etkilediklerini daha iyi anladim. Onur Sülen 9 Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvari ögrencisi idi sanirim o dönemde okulu bitirmek üzereydi (yada bitirmisti net hatirlamiyorum) egitiminin kendisine kattiklari, canli performansta Brutal vokalden Clean vokale gecislerinde hic zorlanmayisi ve clean vokaldeki basarisi, ruh hastasi tripleri ile bütünlestirdigi sahne sovlari grubun sahne sovuna muazzam özgünlük katiyordu. Grup elemanlarinin iyi müzisyenligi ve basarli üretkenligi ile, Izmirin kendi döneminde ki gruplari arasindan kisa süredi sivrilmelerine neden oldu.
            
              Yine ilk abümün kayit sürecine dönecek olursak, 2003 yilinda kayitlarin tamamlanmasinin ardindan 14-16 Mart tarihleerinde Ankara´da düzenlenen Rock Station Festivalinde sahne aldilar ve ayni gün alüm piyasaya cikti. Bir nevi festival performanslari Albüm galasi tadinda gerceklesti. O dönem her ay düzenli cikan ve yine Rock Station festivalini düzenleyen Hicri Bozdag´in cikardigi Rock Station dergisinde Fstivalin genis kritiginin yapildigi Nisan sayisinda In Spite´tan övgüyle bahsediliyordu. Hammer müzik etiketiyle cikan ilk albüm ile birlikte ilk ciddi Metal festivlai olan Rock Station perofrmansi Ülke genelinde piyasada taninmalarini sagladi. Ayni dönemde Güven Erkin Erkalin Sundugu ne yazik ki günümüzde artık devam etmeyen Radyo D´de yayinlanan Maximum Rock programinda o dönem "En karanlik 10 lu" listesinde (ismi buydu galiba yanlis hatirlamiyorsam) ilk albümün giris parcasi "Noise" dinleyicilerin oylari ile haftalarca ilk sirada kalmisti. "Anticlockwise" albümü daha cikmadan, elimizde herhangi bir promo kayit olmamasina ragmen sadece konser  performanslarindan zihinlerimize islenen sarkilari, Cd ya da kaset formatinda alipmak için sabirsizlikla bekleyen benim gibi bir cok insan albüme büyük ilgi gösterdi. Albümde ki parcalarin siralamasi söyle: 
Noise, Scenery, Down, Man, Dismembered, Reject, Feel Nothing, Killing A Friend, Stay Away, The Miserables, Question Mark, Hardest Times, Where We Dwell, Different Sunsets. 

In Spite´in tarzi hakkinda arkadas cevresinde konusurken her grupta oldugu gibi ister istemez bir baslik altında katagorize etme refleksi ile Melodic Death Metal tarzinda üretiyorlar diye yapistirirdik; ama bu albüm icin pure bir Melodic Death Metal albümü tanimlamasi yapmak zor. Parcalarda; pure death metal, speed, thrash, melodic death metal, bluse rock, crossover izlerini görmek mümkün "Question Mark" gibi tamami Clean Vocal ile icra edilmis bir parcanin yaninda "Down" gibi Enstrumantal bir saki da bulunuyor. Bir cok kisi icin oldugu gibi benimde bu albümde ki favori parcam "Noise". Fakat bunun haricinde "Question Mark, Feel Nothing, Stay Away ve Different Sunsets" gibi harika parcalar mevcut.


Grup elemanlari harika birer ilham kaynagi olmalarinin yanında her biri çok iyi arkadasti- Özellikle proa için Negative´de oldugumuz anlarda Ant ve Cenk ile yapilan muhtesem muhabbetleri unutamam. Ortamda, aramizda grubun adini "in Sprite" diye degistirip yaptigimiz geyikleri Ant ile paylastigmizda, bir çok ego bombasi süper Türk Metal starlarinin aksine Ant bize eslik eder, O da üzerine espri katardi.
Hatta daha önce Prime Object ve Gates of Eternity´de calan gitarist Hakan´in basini cektigi bir ekip "Feel Nothing" klibini "Negatifin Gülleri" ismiyle tekrar yorumlamislardi. Bir cok grup bunun geyigini yapmayi birak, saga sola bile yayilmasini istemez; ama Anr klibi izlerken baya eglenmis hatta tebrik etmisti. :)  Rock Station festivalinden sonra grup Izmir´de sane almaya devam etti, hatirladigim konser siralamasi söyle:

Full Metal Nights III; Hecatomb, In Spite, Lil, Lost Symphony (Izmir)
Bios Bar Konseri: In Spite, Lil (Izmir)
Sepultura Konseri (Istanbul)
Rotting Christ (Gre.), Negative Creeps (Gre.), In Spite, Hecatomb (Izmir)
In Spite, Ketum (Izmir)

               Bu konserlerden sadece Bios Bar konserine gidebildim. O tarihlerde Mersin´de Üniversite egitimine devam ediyordum. Sans eseri kisa süreli bir tatil icin Izmir´de bulundugum bir tarih araligina denk getirmistim konseri. In Spite bir ilki deneyerek, seyirci cekmesi amaciyla 4-5 grupla yapilmasina alistigimiz Metal Konserlerinin aksine, yanina konuk grup olarak sdece Lil´i alarak Bios barda bir konser düzenledi. Günün Sonunda Mersin´e 13 saatlik bir otobüs yolculugum vardi ama bunu umursamadan konsere gittim. Ilk olarak Lil sahne aldi, Lil´in performasina dair hafizami kurcaladigim da vokalistleri liseli kiz etegi ile sahneye ilk adim attiginda yogun alkis ve isliklarla gördügü ilgiyi ve yaptiklari harika Pantera coverini hatirliyorum öncelikle. O dönemde Lil´de albüm kaydi yapiyordu ve cikacak olan albümden bir çok parca caldilar çok iyi bir performans sergilediler ve bitirste ki Pantera coveri çok iyiydi. In Spite´a gelince performanslari tek kelime ile harikaydi. Bütün konseri en önde izlemistim, grup büyük bir özgüvenle sahnede performans sergiliyor, Ant "pena, penaaa" diye bagiranlara tirnagiyla gitar caldigini göstermek icin defalarca elini gösteriyordu. Konsere gelenler parcalara hep bir agizdan eslik etmisti özellikle "Question Mark" parcasinda karsilikli harika bir uyum olusmustu önceden planlanmadan olusan bu durumun verdigi moral Onur Sülen´in yüzünde rahatikla görülebiliyordu. Son olarak hatirladigim Ant´in vokalleriyle icra edilen Orgasmatron coveri bütün mekanii birbirine katmisti. Gercekten izledigim en iyi konserlerden biridir.


 Ikinci albüm öncesi Sepultura konserinde sahne almalari ile birlikte In Spite adini artik Türkiye Metal Müzigi denildiginde ilk akla gelen gruplar arasina yazdirmisti. Ikinci albüm "Land Of Steel Cage" 2005 yilinda bir önceki albüme nazaran sessizce piyasaya cikti. Ilk Albümün aksine Melodic Death Metal etkisinin daha cok görüldügü albümde yer alan Vertigo isimli parcaya grubun ikinci klibi cekildi
            Grubun logosu degismis, albümün sunumu, Kapak dizayni ile bir önceki albüme göre daha iyi bir sunumla dinleyiciye ulasmisti; fakat ne yazik ki bu albümmün tanitimi iyi yapilamadi. Ardindan gelen sürecte bütün grup elemanlarinin tamaminin hayatinda meydana gelen; askerlik, is güc gibi gelismelerin ardindan In Spite ne yazik ki tekrar ortaya bir ürün koyma enerjisini gösteremedi ve ne yazik ki kariyerine noktayi koydu. Yazinin bundan sonrasinda Cenker Baydere ile yaptigim ropötaj bulunuyor, saniyorum ki birçoğunuzun kafasinda ki soru işaretlerini silen ve sizlere güzel anilari hatirlacak bir ropörtaj oldu.

Prometheus: Merhaba Cenker abi, ilk olarak, In Spite´in ara vermesi yada artik üretmeyi birakmasi gerektigini ilk ne zaman düsündünüz, bu bir süreyi mi kapsayan sürec miydi?
Cenker Baydere: Hayır, aslında hiçbir şey konuşulmadı. Araya giren askerlikler, şehirdışında bulunan işler vs sebebiyle işlerimiz aksadı. Yaşam koşulları, aynı şehirde bulunarak müzik yapmamızı engelleyecek şekilde gelişti ve bu durumu kurtarmaya çalışmadık diyebiliriz.

Prometheus: Peki; Metal üreten ve bir rol modele sahip olmayan genclerin bir yandan tecrübe kazanmaya calisirken bir yandan cocuksu bir rekabet ile cekismeleri arasinda, " Bu kadar kasmaya ne gerek var abi bosa bu kadar emek" diye düsündügün oldu mu? Örnegin; benim bazen böyle hissettigim anlar oldu. Daha sound hakkinda bilgimiz yokken Avrupaya nasil aciliriz diye kendimizi kandirdik ve zamanimizi buna harcadik uzun süre, ardindan gelen basarisizliklar umutlari köreltti sizin icin de böyle bir durum gecerli miydi?

Cenker Baydere: Belki şimdiki imkanlar olsa (youtube,facebook, google adwords, home record,) daha hızlı ilerleyebilirdik. Bir konser yapıp insanlara ulaşmamızın tek yolu elden elde ulaşan biletler, gece 2´de yayınlanacak rock market programıydı. Dünyaya açılmanın gerekliliği aşikar, o zamanki imkanlar daha kısıtlıydı en azından herkesin evinde adsl yoktu. Ilk albüm kaydımızı zoom 505le yapmaya çalıştık. Kapana kısılmak biraz umudu kıran birşey, yine de herkesten çok imkana sahiptik bunu da yadsayamayız; ama bunu diğer dinleyenlere ulaştırma konusunda sıkıntılar hep bakiydi.

Prometheus: Cenker abi Sence Izmir´de Metal Müzik dinleyicisi 90 larda mi daha coktu yoksa 2000-2010 arasinda mi? Ve göründügü üzere günümüzde konserlere katilim eskisi kadar yogun degil. Sence Izmir´de var olan bu potansiyelin underground boyutta da olsa kücük bir endüstriye sahip olamamasinin, organizatörlerin, gruplarin bu kitleyi elinde tutamamasinin sebebi nedir? Bu karsilikli etki tepki durumunun bir sonucu mu?

Cenker Baydere: Ilk konsere çıktığım anı hatırlıyorum 2000 civarı olması lazım, organizatör içeride 900 bilet satıldığını söylemişti ve yüzü biraz asıktı. Belli ki bir öncekinde 1150 satmış olmalıydı. Son konsere de 2006 dersek yaşasın 350 sattık gibi bakışlara dönüşmüştü ortam, şu an sadece Izmirli gruplardan olusan bir konser icin 900 biletliyi hayal edemiyorum. Muhtemelen biletsiz de olsa içeriye 150 kişi doldurabilmek başarıdır.
90larda yüksek ihtimalle çok daha iyi satışlar elde ediliyordur, ülkemizdeki organizatörlerin payı mutlaka vardır; ama bence yüzde 10 kadar sorumluluğu geçmeyebilir. Dünyada zaten sert müziğe ilgi azaldı, ülkemizde de azalması çok normal. Paranın dönmesi gerekir bir organizsyonun devam etmesi için. Iyi bir marka olup şenlik düzenleyenlere sponsor olunmak istense herkese hitap edebilecek organizasyonlara destek verecekler
underground birşeye destek vermeyecekler. Kendi adimiza bir kac sey söylemek gerekirse bizlerde de tembellik var sonuna kadar sahip çıkmadık özeleştiri yapmak gerekirse. Aynı afişlerde yer aldığımız gruplardan devam edenler var, onların da askerliği oldu, evliliği oldu; ama ısrarla devam ettirdiler. Herkesin belli payı var bu durumun çökmesinde diyebilirim.

Prometheus: Konuyu hafiften konserlere getirmisken, In Spite´in bir cok konserine gittim, ve hepsinde de cok eglendim. Benim icin en iyi Bios barda düzenlediginiz konserdi. Senin icin " Su konser harikaydi" diyebilecegin aklina gelen ilk performans hangisi? Ve biraz o günü, yani sahne öncesini ve sonrasini anlatabilir misin?

Cenker Baydere: Sanırım ben de en çok Bios Bar´da ki konserde eğlendim. O gün Izmirde çok iddalı birşey denemeye karar vermiştik; hep metal night metal concert vb. değişik isimlerde 6-7 gruplu konserler düzenlenirken, biz sadece In Spite olarak konser yapsak n´olur acaba diye kolları sıvamıştık.
Fiyasko da olabilirdi, nitekim kapı açılış 13:30 civarıydı ve 14:30 gibi kapilar acildiginda iceride 10 kişi vardı. O sirada biz de birşeyler yiyip gelelim diye mekandan çıktık. Döndüğümüzde sokaktaki kalabılığa inanamadık, herkes kuyrukta bilet için bekliyor gibiydi. Mekandan sorumlu kişinin söylediğine göre 50´ye yakin kisiyi mekan doldu diye geri göndermişlerdi. Büyük bir özgüvenle sahneye çıkmamıza sebep oldu bu durum muhtemelen de sahneye yansımıştır.. Cok kaliteli konser izleme fırsatınızın olmadığı yıllardı, çoğu insanın gördüğü en güzel canlı çalımdı belki de. Aslında o kadar iyi olmamasına rağmen; düşünün ki canlı çok şey izleyemiyorsunuz ve bu sartlarda iyi bir ses sistemi ile izlediğiniz belki de ilk konser size çok güzel gelebiliyor. Parçalara da hakimseniz ve istediginizi sergileyebildik, bu durum dinleyiciye de etki etmiştir muhakkak. Bir de Ankara Rock Station konseri etkileyiciydi ama Bios’ un yeri bende ayrıdır.

Prometheus: Cenker Abi her grubun; konserler de yada kayit esnasinda bir aradayken cok eglenceli unutamadigi anilari vardir aklina ilk geldigin de seni güldüren bir anini paylasabilirmisin. Ne kadar sansürsüz o kadar iyi :)

Cenker Baydere: Bir keresinde Ant otel odasına girip birşeyler söylemişti, sonra reverse efektiyle söylediklerini tersten söyleyip yavaş çekimle geri çıktı falan, süper yapmıştı şimdi onu göstermeden komik olmaz sanırım :)

Prometheus: Ahah süüper. Ant abi hakkinda biraz konusmak gerekirse; Ant abi özellikle stüdyo ortamindan taniyanlar icin süper serin kanli, cool, her zaman agir basli. Sanki Izmir metalinin Sufi Filizofu gibi görünüyordu; ama diger yandan süper eglencli bir insan tab Onu yakindan taniyanlar biliyor bunu daha cok. Her biriniz elbette grubun vaz gecilmez parcalariydiniz fakat sanirim biraz da Stüdyo Negatiften ötürü Ant abi insanlarda daha fazla iletisim halinde olgudundan ön plandaydi.Onun hakkinda söylyebileceklerin nelerdir?

Cenker Baydere: Kesinlikle çok iyi biz müzisyen, çok iyi bir bestekar, çok iyi bir gözlemci, çok iyi bir kulak, müthiş söz yazarı ve imkan verilse herşeyi yapabilecek yetenekli bir adamdır. Pratik zekası çok iyidir. Susar susar iki kelime eder, 17 kişi gülmekten yere yatar mesela. O an anlarsın adam boşuna susmamış doğru anı beklemiş diye.

Prometheus: Herhalde bundan iyi özetlenemezdi abi tesekkür ederim. Konserlerde cok iyi coverlar da yaptiniz, Orgasmatron coveri en sevdigim cover oldu her zaman; fakat sizi son izledigim konserde bir Muse coveri yaptiniz. Buna nasil karar verdiniz? Ben o zaman tabi daha deli fisek metalciydim nerden cikti bu yaa diye düsünmüstüm.

Cenker Baydere: Aslında cover; bir parçanın aynısın çalınması değildir diye düşündük. Biz Muse´un güzel müzik yaptığını düşünüyoruz ve o sarkiyi eger Metalci olsalar nasıl çalarlardı diye düsünerek coverladık. Cover´ın özü budur zaten. Muse´un o parçasını bir metal grubu olarak coverladık. Gençken insan metalci de olsa tutucu oluyor. Aslında güzel olan bir parçayı, sırf etiketi metal olmayan bir projede duydugu icin, senden değil diye bir kenara atıyor ve bir şans vermiyor. Insanin yasi büyüdükçe, yaşamın her alanında haksızlık edilen şeyler yüzüne vurur.

Prometheus: Evet, aslinda baska bir acidan bakarsak; Graveworm Losing my Religion´i black metal tarzinda coverliyor ve elden ele gezerken bu cover kimse bu kadar acimasiz yorum yapmiyor. Simdi tekrar düsündümde o zaman haksizlik ettigimizi kabul ediorum. Öz elestirimi de araya skistirdiktan sonra sorulara dönecek olursak Iki tane albüm yaptiniz. 3. albüm calismalari baslamis miydi bu konuda calismalar yaptiniz mi?

Cenk Baydere: Hala Ant ile paslaşıyoruz, şöyle riff buldum buna solo yazsana, bak böyle nakarat buldum sence nasıl olmuş gibi. Ama bunu In Spite projesi olarak düşünmedik. Benim bir tane 8 parçalık enstrumantal çalışmam vardı www.cenkerbaydere.net sitesnden ücretsiz yayınladım. Ikinci albümün %70´i bitti ama tıkandım ilerleyemiyorum su an. Ant ile kurcaladığımız şeyler mevcut, müzikten kopamayız; ama bir grup olarak devam etmek gözümüzde büyüyor. Bilgisayar programlari ile tamamlıyoruz eksik olan müzisyenliklerimizi. Ritm, klavye, efektler vb.

Prometheus; Yeniden bir araya gelmeyi, bir abüm yapmayi hic düsünmediniz mi? "gözümüz de büyüyor" dedin ama sohbeti gecmiyor mu en azindan? Bence In Spite, harbiden Izmirli metalciler icin cok sey ifade ediyordu, ben sarkilarina koro halinde eslik edilen baska canli performans görmedim acikcasi. Bence en azindan bir konser bile size insanlarin sizi ne kadar uzun süredir bekledigini net gösterecektir.

Cenker Baydere: Mesela şu an düşünüp ne kadar güzel olacağını hissettim. ama olamayacağını mantıken biliyorum. Para mevzusunu hiçbir zaman düşünmedik. Sadece yaşamımızı idame ettirebilmek için başka işler yapmak zorunda kalıp müziğe birlikte devam edemedik. Bunu ben isterim ama gerçekleştiremeyebiliriz bakalım zaman neyi göstericek :)

Prometheus: En azindan bu fikri bir virüs gibi yaymis olduk :) Umarim bünyelerde reaksiyon gösterir. Cenker Abi su an In Spite elemanlari ne yapiyor? Onur abiyi sanirim bir ara reklam filminde falan izledim yaniliyor muyum?

Cenker Baydere: Onur en son bursa konservatuardaydı, reklam filminde ben de gördüm tiyatral yönü de var onun. Ilk davulcumuz Özgür Istanbul’da, reklam setlerinde çalışıyordu en son. Ikinci davulcumuz Serhanın bir firması var çok seyahat ediyor işi dolayısıyla, No Name ile çalıyor haftada 1-2 gün. Fatih´de No Name ile çalıyor ve yanlış bilmiyorsam doktora yapıyor. Ant özel yapım çantalar ürettiği bir firma kurdu. Ben de müzik aletleri satışı, gitar dersi, gitar modifiye işleri ile uğraştığım dükkanımdayım.

Prometheus: Abi konser konusu gecti gibi oldu ama Sepultura ile ayni sahnede yer almaniz da bence cok önemli bir hadise, o konserden biraz bahseder misin, Sesiniz cok kisikti gibi hatirliyorum ve bir kac karmasa olmusru organizasyonda sanirim.
Cenker Baydere: O bizi çok heyecanlandıran bir organizasyondu; ama ne biz kendimizi duyabildik ne de seyirci bizi duyabildi. Anılarda kaldı bak sorduğunda aklıma gelmedi bile, sen sorunca hatırladım. Afişine bakıp gururlandığımız ama performansından memnun kalmadığımız bir konserdi diyebiliriz, yanlış hatırlamıyorsam mikrofonlandırılmamış bir davulla çalmak zorunda kalmıştık. O tarz bir imkansızlık vardı ama nokta atışı hatırlamıyorum problemi, sonuçta çok zevk kaçırtan birşeydi.

Prometheus: Cenker abi Fatih abidende bahseder misin biraz, sahne de cok kelle basci izledik bu zamana kadar. Acikcasi sanki bass cok önemli bir sey degilmis arkada tinlasa da olur gibi görüldü bir cok acemi grup tarafindan ama Fatih abi bass gitarda özellikle sahnede sololariyla farkini ortaya koyuyordu. Türkiye standardindan bir cok grubun basscilarindan daha iyi performans ortaya koyan bir basscinin varligi grubu nasil etkiliyordu sence ?

Cenker Baydere: Fatih çok uçuk bir adamdır ve çok iyi bir müzisyendir. Bu renkli kişiliği, yeteneği ve dinlediği standart dışı müzikler çalımına da yanısyordu. Aslında sadece biraz daha doğru şeyler çalışmış birkaç müzisyen biraraya gelmiştik. hiçbirimizin abartılacak bir yeteneği yoktu, sadece parçalar basit, çalınabilir ve anlaşılabilirdi. Fatih de soundu iyi olan ve güzel slaplerle parçayı süsleyebilen bir basçıydı. Parçaların girişi gelişmesi nakaratı ve sonucu vardı. İcra edilebilir basitlikte ve akılda kalıcıydı. İşin tek sırrı bu. Örneğin kayıt esnasında, canlı icra edemeyeceğiniz partisyonlar kullanırsanız performans esnasında kötü grup imajını yersiniz. Bu kadar basit bir sırrı keşfetmiş nadir gruplardandık. Bir solonun güzelliği çok zor çalımından değildir, o parçayı nasıl özetlediğidir. Ya da oradaki duyguyu nasıl 20 sn de yansıttığıdır. Biribiriyle uyumlu davulcu ve basçı varsa bir grupta, siz de görevinizi yapıyorsanız soundunuz mükemmel duyuluyor. Başarısız olmuş grupların asıl hatası kötü müzisyen olmalarından çok parça yapmanın sırrını iyi gözlemlememiş olmaları ve icra sırasında sıkıntı yaşamaları bence.

Prometheus: Abi istersen kisa sorulara gecelim. Sahnede calmaktan en cok haz aldigin In Spite parcasi?

Cenker Baydere: Tabii ki Noise

Prometheus: Sence Izmir´in gelmis gecmis en iyi Metal gitaristi kim?

Cenker Baydere: Küçüklüğümden beri hayranlıkla izlediğim , çok gitarist yetiştirmiş, hala da aktif olarak göz önünde olan gitarist Savaş Oğuz olabilir. İzmir'de çok gitarist yetiştirmiş birisidir de aynı zamanda.

Prometheus: Sence Izmir´de bu zamana kadar yapilmis en iyi Metal Konseri organizasyonu hangisi ?
Cenker Baydere: Ben çok kötü bir konser takipçisiyimdir, kendi gittigim bir Pentagram konseri vardı fuar açıkhavada o baya zevkli ve güzeldi. Ama daha sıkı takipçiler belki daha iyilerini görmüşlerdir. Mesela Opeth Bayraklı’ ya gelmişti ben askerdeydim muhtemelen o daha iyi bir konser olmustur.

Prometheus: Iyi konserdi ama Mikael Åkerfeldt seyirciyi kendisini Mikail diye cagirdigi icin uyardi, adinin telafuzunu ögretmeye calisti enteresan bir andi o konser icin

Cenker Baydere: ahaha süpermis

Prometheus: Nihayetinde sonuna geldik sorularin. Cenker abi seni rahatsiz ettim sorularimla cok tesekkür ederim yanitlarin icin

Cenker Baydere:Estağfirullah, acikcasi duygulandırdı beni bu sobet beni Ozan, geçmişte başka bir yaşam olduğunu hatırlayıp reankarnasyon geçirmişim gibi hissettim. Tesekkür ederim kolay gelsin

Prometheus: Ben tesekkür ederim abi umarim en kisa zaman da In Spite geri döner.etlerini gideren bir söylesi olmustur.

           Soylesi bu sekilde sonuclandi. Söylemesi ne üzücü ki In Spite su an aktif bir grup degil umarim tekrar bir araya gelirler. En azindan bu yazi ve söylesi eski günlerin tadini dimaklariniza biraz animsatir.

19 Eylül 2015 Cumartesi

Hecatomb







               Hecatomb`u sanirim ilk olarak 2001 tanidim, ama tam emin degilim, Izmir de Dungeon barda düzenlenen Full Metal Nights konserinde izlemistim ilk olarak. Cok feci yangin metalci oldugum icin o zamanlar zaten havaya girmeye cok hazirken, üzerine Hecatomb un sahne almadan hemen öncesin de sahnenin sag tarafina kurulan sinevizyona yansitilan görseller beni iyice gaza getirdi. Ardindan grubun performansiyla birlikte her yer birbirine girdi, bir cok ayrintiyi hatirlamasam da, fiziksel olarak pek cok hasar aldigimiz bir konser oldugunu net hatirliyorum.

              Hecatomb Nisan 1999´da Vokalist Ulas Isiklar ve Sertan Algüney tarafindan kuruldu. Bilmeyenler icin bir kac ayrinti Ulas Isiklarin eski grubu Legion, Trakya bölgesin de bir cok gence Death Metal virüsünü ilk zerk eden gruplardandir, Sertan ise eski Consume gitaristi idi, bu ikiliye daha sonra Mayis 99´da Izmirìn yasayan Efsanesi Rifat Sahin dahil oldu, Ulas Isiklar ve Rifat Sahin her zaman Hecatomb´un omurgasini olusturmustur, bu ikisi olmadan Hecatomb´dan söz edemeyiz desek sanirim yanlis olmaz. Rifat Sahin´den bahsetmisken hemen onun hakkinda bir ayrinti skistirayim satir arasina. Rifat Sahin´in eski grubu Remains tir. Grupta hem bass gitarist ve vokalistlik görevini üstlenmektedir, grup 3 kisiden olusmaktaydi hatta "Mortal World" adinda bir demo cikardilar fakat diger grup elemanlari daha sonra ki dönemde grup Rifat Sahin´in performansindan memnun olmadigini ifade ederek kendisi ile yollarini ayirmak istediklerini ifade etmisler, hatta bunu daire grafiği yöntemi ile kagida dökerek görsel bir sunum ile güclendirerek yapmislar. Zamanin da bunu baya gülerek anlamisti Rifat abi. Hecatomb´ a geri dönecek olursak Süphesiz Rifat Sahin gibi üretken birinin katilimi ile grup daha da güclü bir yapiya büründü, son olarak yine eskiden Consume grubunda calan Cagatay Özdas´ in gruba dahil olmasi ile birlikte Hecatomb Izmir´ den baslayan ve bu gün Avrupa´ ya kadar uzanan yolculuguna baslamis oldu.

               Agustos 99´ da Negative Sütüdyoda kaydedilen "Assoult" ve "Aoutopsy o Soul" parcalarindan olusan "Assoult Promo´99" piyasaya cikti. 2000 yili ile birlik te Izmir´de sahne almaya baslayan grup ilk vide cekimi "Fatal Fear" i bizlere sundu, zaten o dönem de Ulas Isiklar´in okudugu bölüm itibari ile görsel ürünler üretme imkani diger gruplara nazaran biraz daha fazla olan grup, bu firsatlarini her zaman iyi degerlendirdi. Saniyorum ki görsel ürün konusunda Izmir´ de en cok ürün ortaya koyan gruptur Hecatomb. Bu gelismelerin ardindan Hecatomb uzun süren bir albüm kaydi sürecine girdi. 2001 Sonbaharinda albümde yer almasi planlanan sarkilar bitmisti, albüm kaydi, aynen promo kaydinin yapildigi gibi Negative Stüdyoda basladi ( Negative Stüdyo icin ayri bir yazi yazmak gerek sanirim uzun uzun, Kapanana kadar Izmir´in neredeyse bütün gruplari orada en azindan bir kere kayit almistir.) albüm kayitlari ile birlikte konserleri beraberin de devam ettiren grupta ilk defa elelman degisikligi yasandi 2002 de Cagatay Özdas gruptan ayrildi bunun üzerine Hecatomb uzun süre diger bir Izmirli grup Affliction dan Fikri Yargici ile calisti ( iki grup arasinda ki iyi iliskiler görüldügü üzere cok eski dönemlere kadar uzaniyor.) Nihayetin de Mayis 2002 de Hecatomb´un "Decomposed in Hecatomb" isimli albümünün kayitlari tamamlandi. 9 parcadan olusan albüm icin 2002 Sonbaharin da Izmirli Poem Productions ile anlasma saglandi. Hecatomb bu albümde kendisinden beklenildigi üzere Old School Florida Death Metalini Crossover riffleri Brutal ve Scream vokallerle harmanlayarak bize sundu. Agustos 2003 te ilk olarak sinirli sayida sanirim 150 adet idi albümün promo versiyonu basildi, kisitli stoklarin kisa sürede tükenmesinin ardindan bandrollü versiyonu piyasaya cikti, böylelikle Hecatomb ülke capinda ismini duyurmak acisindan alanini iyice genisletti. Ilk albümde ki favorim kesinlikle "Kill For Us", cok uzun bir süre hatta sosyal mecrada  nick name olarak bu parcanin ismini kullandim, hatta millet beni Hecatomb´ un bir üyesi saniyordu.
bir dönem mail adresime kadar "kill for us"i kullandim ( o zamanlar akil edemedim tabi internette dönen sacma kavgalarda atar yaptigim zaman millet nediye cekiniyor tirsiyor ). Albüm kapagi "Jeanne D´arc" filminin vurucu bir sanesinden alinmis, ilk bakista kolaya kacilmis gibi görünse de bence sarki sözleri ile cok iyi uyusuyordu ve beni hic rahatsiz etmemisti, hala da cok begenirim. Kapagi Cd kutusundan cikardiginiz da aslinda 4 e katlanmis kücük bir Hecatomb posteri oldugunu göreceksiniz Zamaniniz ve firsatiniz varsa ve grup elemanlarina imzalatirsaniz duvarda cok iyi durur. Ayrica bu albüm de "Assault" parcasina bir Clip bulunuyor.

2004 yilinda Levent Ak grupta ki davulcu acigini kapatti ayrica Umut Uslu gruba ikinci gitarist olarak gruba dahil oldu. Böylece Hecatomb 5 kisilik bir kadroya ilk kez sahip oluyordu. Bu kadro ile beraber 2004 te Rotting Christ, yanina yine kendi ülkesinden Negative Creeps´ i de alarak Izmir´ de harika bir konser verdigi (bu konserde ayrica Izmirimizin diger bir güzide grubu In Spite da er almis bunu da belirtmeden gecmeyelim) konserde Hecatomb, yeni kadrosuyla can yakan bir performans sergiledi. Umut Uslu´ nun gruba kattiklari özellikle sahne performansi grubun sevenleri acisindan begeni toplasa da cesitli anlasmazliklar ( ayrintilarini bilmedigim, sanirim bilsem de burda bahsetmezdim) sonucu kadrodan cikarildi, grup icinde heycanli gelismeler yasanirken 2004 yilinin sonuna dogru 3 adet video klip iceren "Decomposed in Videos" isimli promo dagitildi. Konserler devam ederken bir yandan Izmir tayfasinin Diabolical den tanidigi Onur Tanis nam-i diger Kizil Onur gruba katilmis oldu. 
Bu kadro ile birlikte Izmir´de o zamana kadar yapilan Metal konserlerin en iyi olmasi beklenen Üc ayri ayakta olmasi planlanan ve ilk ayagi 2 Ekim 2005 te yapilan; Necrophagist ve Kreator un sahne alacagi Izmir Rock Festivalinde sahne aldilar Kreator un sahne almamasi büyük şok etkisi yaratirken Necrophagist in harika performansinin öncesinde Hecatomb sahne almis oldu. Bu konserin ardindan Kasim 2005 te eski ve yeni albümde yer alacak olan sarkilari bir arada barindiran "Gorehunger" Promosu piyasaya cikti. 





               2006 yilina geligimizde nihayet ikinci Hecatomb albümü icin hersey hazirdi; ikinci albüm "Impaled Apocalypse" ilk albüm gibi 9 parcadan olusuyordu, ilk albüm gibi Negative Stüdyoda kaydedildi. Ulas Isiklar ve Rifat Sahin birlikte Hecatomb´ un ilk konsept albümünü hazirlamis oldular, sarkilarin sözleri Kazikli Voyvoda ismiyle bilinen Vlad Tepeş´ in hikayesini anlatiyordu. "Impaled Apocalypse" Poem Productions tan cikan ikinci albümleri oldu, Mart 2006 da gitarist Serhat Alagüney ve davulcu Levent Ak gruptan ayrildi. Yeni bir klip yapma planlari yapilirken kadroda yeniden bosluk meydana geldi. Bu aksilik klibin hazirlanmasi icin engel olusturmadi, albümde ki ikinci parca "Posmortal Pleasure" a cekilen klip te Rifat Sahin gitara gecti, Ulas ise Legion günlerin de oldugu gibi bass-vokal´e geri döndü, davulda ise Ulas´in eski arkadasi Vaginal Stench´in davulcusu Emrah Demiralp katki sagladi.


               Mayis 2007 de neredeyse rutine dönen eleman degisikligini tekrar görmüs olduk, Kizil Onur gruptan ayrildi, davula ise; "Türkiye´nin en iyi Death Metal davulcusu kimdir?" sorusunun yanitinda bir cok kisi icin ilk sirada yer alan Goremaster gruba dahil oldu. Türkiye´de Death Metal yapiyorsaniz özellikle Izmir de ikmaet ediyorsaniz Davulcu sizin icin her zaman problem olmustur, Goremaster´in gruba katilmasiyla Hecatomb büyük degisime ugradi, sanki Ulas ve Rifat bu zamana kadar yapmek isteyipte sarkilara yansitamadiklari ne varsa yeni parcalarda görmüs olduk. Hecatomb ücüncü albüm calismalarina üc kisilik kadrosu: Rifat Sahin (Gitar-Bass), Ulas Isiklar (Vokal), Goremaster (Davul) ile basladi. Canli performanslar icin grubun eski eleman Umut Uslu bu defa bass gitarda grupla birlikte sahne aldi. Kisisel fikrimi burada söylemek isterim ki bence Hecatomb´un en iyi kadrosu buydu. Izledigim en iyi Hecatomb performanslarini bu kadro icra etmistir. Kendi deyimleriyle bu dört Death Metal savascisi 3. albümün piyasaya cikmasinin ardindan birlikte bir cok performans sergilediler. Konserlere laf gelmisken Hecatomb özellikle Izmir´de her zaman afiste görmeye alistigimiz bir gruptur. Akla gelen ilk Izmirli gruplar Courtyard, Ketum, In Spite, Affliction, Consume, Acrimony, Sagaris, Notwithstanding ve Leviathan ile birlikte bir cok konser verdiler ayrica Hatesphere ve One Bullet Left gibi Avrupali gruplarinin yanisira; Ankara, Istanbul ve Eskisehir´de Carnophage, Decaying Purity, Cenotaph, Uck Grind, Groza, Soul Sacrifice, Cidesphere, Moribund Oblivion, False in Truth, Solitude, Antisilence, Sadistic Spell, gibi memleketin önemli gruplar ile sahne aldilar.

                2010 un yaz aylarina geldigimiz de ücüncü albümün kayitlari baslandi ve 2011 baslarin da "Mighty Chaos" adini alacak olan albümün kayitlari tamamlanmisti. Goremaster´in gelisinin ardindan grup her acidan gelisme gösterdi, Rifat ve Ulas Goremaster ile harika bir uyum yakaladilar, 3. albüm parcalarin yapisi, teknigi, akiciligi, hizi, albüm kapagi, sunumu yani kisacasi akliniza gelebilecek her yönden diger iki albümü gölgede birakti. Albüm icin firma arayisina girilmisken Human Harvest´in gitaristi Onur Yildirim gruba katildi Hecatomb yeniden iki gitaristli kadroya sahipti, bu kadro ile birlikte Mayis 2010 da Istanbul´da yapilan Deicide konserin de ön grup olarak sahne aldilar ayrica Eylül ayinda Izmir´de Consume ve Groza ile düzenlenen konserde leziz bir performans sundular. 
Yeni firma arayislari nihayete eren grup Czech Cumhuriyeti menşeli "Nice to Eat You Records" ile 3. albüm icin anlasti ve 3. albüm "Mighty Chaos" Eylül 2001 de cikti. Albümün ABD´de ki dagitimini "Sevared Records üstlendi. 2011 Ekim Ayinda Umut Uslu tekrar gruptan ayrildi ( üzücü gelisme ikinci kez yasanmis oldu), bu sefer yeni bassci arayisi uzun sürmedi. Hecatomb, Human Harvest´ tan ikinci transferini Emin Köklü ile yapmis oldu. Bununla birlikte Hecatomb´un bu zamana kadar yasadigi en hizli eleman degisikligi süreci basladi, Onur Yildirim gruptan ayrildi, yeni klip "Humanimal Race" isimli parcaya cekilmis Onur´u bu klipte görememistik. Grubu derinlemesine takip etmeyen biri sanirim Onur´un gruba dahil olusunu ve ayrilisini fark etmemistir.


            Onur`un ayrilmasindan sonra Cem Gönden gruba dahil oldu. Cem ve Emin yas itibari ile Ulas ve Rifat Sahin´den daha kücüktü ve 2013 tarihinde iki ayri jenerasyon Hecatomb bünyesinde sahne aliyordu. Grup bu kadrosu ile 2013 Aralik ayinda Death Tribute Night konserinde sahne aldi. Bu son sürecte yasanan hizli eleman degisiklikleri sirasinda beklenmedik bir olay oldu ve Rifat Sahin gruptan ayrildi, Hecatomb´da ki misyonunu tamamladigini düsünen Rifat Sahin bu karari verdi. Biyografilere pek yansimasaan bu ayrilik nese ki cok uzun sürmedi ve Rifat Sahin tekrar gruba döndü. Yazinin baslarinda da belirttigim gibi Izmir ortamindan kimse Hecatomb´ u Rifat Sahin ya da Ulas Isiklar olmadan düsünmez. Fakat Rifat Sahin farkli bir karaker olarak herkesin benimsedigi kendi yas grubu tarafindan istisnasiz sevilen kendinden kücük jenerasyonlara mensup genc metalciler tarafindan ( her ne kadar yeni yetme metalci dönemini atlatali cok olsa da bu kisilerden biri de benim) saygi gören cok kral bir abimizdir. Laf kendisine gelmisken daha önce Leviathan vokalisti Onur Önok ile eski bir dergi projesi icin yaptigim bir söylesi de kendisine "Bu zamana dek Izmir´de yaptiginiz konserlere dair aklina ilk gelen komik aniyi anlatir misin?" diye sordugumda anlattiklarinda Rifat Sahin de geciyordu, aynen söyle: " Izmir Fuarinda yapilan konserlerden biriydi sanirim bizim siramiz gelmeden önce Rifat ile birlikte iciyorduk, sonra bizim sahne siramiz gelmisti. Benim bira bitmemisti ama kalkmak zorundaydim, Rifat kalmam icin israr etti – otur olum biraz daha icelim muhabbet ediyoruz daha- gibi israr ettikten sonra -Olur mu abi sahne alcaz- diye cevap verdikten sonra ordan ayrildim grubun yanina gittim; ama Rifat bana darildi hem de öyle bir darildi ki benimle 6 Ay konusmadi. Daha sonra armizda cözdük bunu tabi ama ne zaman hatirlasam bunu cok gülerim" Onur Önok´un anlattiklari elbette baya eski bir tarihe dayaniyor, fakat Rifat Sahin´i hangi arkadasina sorarsaniz buna benzer bir cok güzel, komik adina ne derseniz birbirinden güzel aniyi size anlatabilir.

          Konuyu cok dagitmdan Hecaotomb´a dönecek olursak grupta ki son eleman degisikligi Agustos 2014 de gerceklesti. Emin Köklü´nün gruptan ayrilmasinin ardindan Bass gitara Mer Yildiz gecti. Son olarak grubun kadrosu söyle: Ulaş Işıklar (Vokaller), Rıfat Şahin (Gitar), Goremaster (Dravul), Mert Yıldız (Bass), Cem Gönden (Gitar).

           Hecatomb ne iyi ki hala Death Metal Virüsünü yaymaya devam ediyor ve Izmir´in köklü gruplarindan biri olarak sapasaglam ayakta. Albümlerini alalim, konserlerine gidelim, destegimizi hic eksik etmeyelim. Uzun zamandir bir Hecatomb konseri izlemedim. Su an yurt disinda yasadigim icin bu sansim cok düsük, umarim bir yurtdisi konseri olur da iltihabi akitiriz.









7 Eylül 2015 Pazartesi

Acrimony

     
          Cok uzun zaman önce Izmir´li gruplari (dagilmis yada aktif) anlatan, bir seriye baslamistim ve ilk olarak Acrimony ile baslamistim; fakat elimde ki bilgiler oldukca sinirliydi. Cok uzun bir aranin ardindan Hakan Yavuz ile iletisime gecme sansim oldu ve bir cok ayrinti konusunda aydinlatici bilgiler verdi. Kendisine tekrar tesekkür ediyorum. Bu vesile ile bu blog tekrar hareketlenmis oldu. Hakan´in katkilariyla gruba ait Live videosu ve cesitli official linkler de yaziya eklenmis oldu. Saldirin!

           Acrimony´i izlemis sansli insanlardan biri degilim ne yazik ki, evet yazinin gelisi sizi kiskandiracagim gibi hisettirdi belki; ama ben izleyenleri kiskaniyorum. Aktif olduklari dönemde hic bir konserlerine denk gelmedim. Her defasinda Üniverstie icin Izmir disindaydim. En azidan daha sonra bir dergi projesi icin kendileri ile tanisma firsatim oldu, uzun uzun konustuk. Özellikle vokalistleri Emre Meydan harika bir insandir.
 

        Gruptan bahsetmek gerekirse Izmir´in Karsiyakasindan cikmis bir kac saglam gruptan birisidir. Zamaninda sirf bu yüzden; yani Göztepe - Karsiyaka cekismesinden ötürü ve yas ortalamsinin, o dönemin diger gruplarina göre daha genc olmasi nedeni ile Acrimony´ ye sahne vermek istememisler bazen, ( Ahbap çavuş iliskisi her dönem farkli sekillerde yasamini sürdürür Türkiye Metal sahnesinde) "83 lü elemanlar yaa ne olacak" diye bahsediyorlarmis onlardan ilk ciktiklarinda, hatta bir kac forumda da bizzat okudum bunu. "Burning Live" demosunu 2001 yilinda Hakan Yavuz (Rhythm Guitars), Emre Meydan (Lead Guitars) ,Altuğ Kaplan(Vocals), Şevket Cin(Bass), Sinan Tınar(Drums) kadrosu ile Agustos ayinda cikardilar. Demo o dönem In Spite grubundan tanidigimiz Ant Balciya ait olan Negative Stüdyo da kaydedildi. CD formatinda yayinlanmis Türkiyenin ilk demosu olma özelligini de tasiyor ayrica bu ürün.
Demoda sirasiyla; Tyranny ,The Devastation,Distant SunriseChasing a Rainbow, Burning Lives, Forbidden Memories parcalari bulunuyor. Forbidden Memories iclerinden en sevdigim parcalaridir, bir cok kisi icinde böyleydi. Demo ciktiktan sonra cok güzel geri dönüsler oldu, hani hep klasik bir goy goy vardir ya " Bu adamlar Avrupa´da olsaydi onlar da bir In Flames olurdu (grup isimleri yerli grubun tarzina göre degiskenlik gösterir.)." diye, Acrimony icin de bu sözler defalarca söylendi. Parcalarda ki armoniler, riff cesitliligi, parcalarin akilda kalmasini saglayan nakaratlar, yani hersey o dönemde yapabilecekleri kadar (hatta fazlasizla) demoda bulunuyordu, Vokallerin brutal ama anlasilabilir olmasi bu nedenle sözlerin daha kolay hazmedilebilir olmasini sagladi. Bu ayrinti ortaya konan extreme müzigin daha kolay anlasilmasini getirdi beraberinde muhakkak. O zamanlar da duydugum cocukca söylenmis bir kac seyi eklemeden gecemeyecegim," Vokal cok tirt, öle vokalmi olur Brutal dedigin Cannibal Corpse vokali gibi olcak ( muhtemelen bildigi tek death metal grubuydu bunlari söyleyenin ) yada "Baba parasi ile bende öyle demo yaparim" gibi sanki yetenek parayla birlikte geliyormus gibi.
Güzel icraatlarla birlikte bir sürü sacma seyde beraberinde geliyor, aslinda bizim gibi ülkelerde bu sonuc, yapilan isin iyi oldugunun trajikomik göstergesidir. Acrimony´nin konser performanslari da cok begenilirdi Ankara Rock Station Festivalinde ki performanslari özellikle ülke capinda isimlerini duyulmasini sagladi, eskiden Rock Station Fest diye bir internet sitesi vardi orda Acrimony performansi ile ilgili bir cok görsel bulunuyordu ne yazik ki site kapanmis. Elimdeki konser fotografi, ilk konserinden bir kare sanirim. Konserlerde kendi parcalarina olan katilim cok yogun olmasiyla birlikte Dark Tranquillity ve In Flames coverlari da izleyiciyi costuruyordu. Izmir´de 2004 yilinda ki Death Tribute konserunde ( Sanirim son konserleriydive burada Undone ismiyle sahne aldilar) Without Judgement ve Crystal Mountain coverladilar, (Grup bu konserde "Undone ismiyle sahne aldi) o zaman Izmir Metal sahnesinde cover yapmak icin pek tercih edilmeyen bir gruptu Death (gerci su anda da Without Judgement coverlayabilecek grup azdir.). Fakat ne gariptirki coverlar disinda ki performans icin gelen tepkiler bekledikleri gibi olmaz, hatta Acrimony hakkinda, DTN konseri ni düzenleyen Baris Ugursu ile sohbet ederken (kendisi muazzam bir Death hayranidir) " Millet put gibi durdu, cocuklar hayvan gibi güzel performans yaptilar oysa ki,bazen milleti anlamiyorum" demisti. 
Bu tarz seyler, bir cok grubun basina geliyor. Bahsedilmesi gereken bir ayrinti degil belki de; ama aklima gelmisken belirtmek istedim. Grup piyasa da yerini iyice saglamlastirirken bir yandan Acrimony adina heycan verici bir gelisme yasandi. Daha sonra grup Chaing a Rainbow isimli parcaya klip cekmis bildigim kadariyla; fakat ben bu klibi bir türlü izleyemedim, cok aramama ragmen de bulamadim. Grup Blind Guardian tribute albümüne; Tales From the Underworld` e "And the Story Ends" parcasina yaptigi cover ile katildi. O dönem icin (Bence günümüzde de gecerliligini sürdürüyor) büyük bir basariydi. Daha sonra grup Avrupa da kendisi ile Ayni isme sahip olan baska bir grupla, Acrimony adinin kullanimi nedeniyle telif problemi yasadi. Sorasinda grubun adini Acrimony Inc. olarak degistirdiler, bu isimle birlikte konser de verdiler. Daha sonra ki dönem de grubun albüm kaydi yaptiklari, PRomo-II´nin tamamlandigi dönemde, avrupadan bir sirketlerle baglanti icinde olduklari hakkinda bir sürü sey duyduk. Fakat ne yazik ki Acrimony bir Full-length albümü piyasaya cikarmadi. "Burning Lives" in ardindan, sirasiyla "Promo CD", Acrimony Inc. adiyla "Promo CD II" ve "Autumn 2003" bu kaydin ardindan grup tekrar bir isim degisikligi yapti ve Undone ismiyle "Promo CD III" kaydedildi. 2009 yilinda Emre Meydan ve Altug Kaptan ile bir ropörtaj yapmistim. O dönem sadece Izmir Metal gruplarina özel bir Metal Magazine cikarmak istiyordum. Ilk sayida, Izmir`in eskittikleri adinda bir böllüm de, Acrimony hakkinda yazmak istmeistim. Alsancakta bir barda cok güzel bir söylesi yaptik, ne yazik ki daha sonra cözüp yaziya döktügüm dökümani ve ses kaydini zaman icinde kaybettim. düzensizligim yerin dibine batsin. O zaman hatirladigim kadariyla Emre ve Altug müzige devam ettiklerini "Res facta" adi altinda calismalar yaptiklarini söylemislerdi. Res Facra´ya ait bir myspace adresi bulunuyor hala aktif ziyaret etmenizi öneririm https://myspace.com/resfacta 

               Grubun eski gitaristi Hakan´nin belirttigine göre Promo II kaydinin ardindan yabanci firma ile yapilan görüsmlerden olumlu bir sonucun alinmamasi ile birlikte, müzigi yaymak yada yeni konserlere hazirlanmak yerine, grubun calismalarini durduruncaya kadar olan dönemde; üretmeyi sevdikleri icin, sadece kendileri icin üretmeye ve kayit yapmaya devam ettiler. Kisisel görüsüm su ki, Acrimony bir sekilde o albümü piyasaya sürseydi, su an özellikle Izmir´de Metal Müzik adina olan bitenler hakkinda cok farkli seyler konusuyor olurduk. Ne yazik ki memleketim En iyisini yapmak icin cok sabreden; ama bazen bu yolda dagilan gruplarla dolu. 
         Sanirim Acrimony icin söyleyebileceklerim bu kadar, Burning Lives demosuna gelince su an fiziki bulunabilecegini sanmiyorum fakat keske bir firma olsa eski demolari tekrar sinirli sayida da olsa piyasaya sürse, ne güzel olmaz miydi? Hep hayallerdeyim arkadas, lakin yazik bizim gibi koleksiyonculara, bizde istiyoruz fiziki versiyonu! En azindan bir vatandas sevabina Youtube´a demonun tamamini yüklemis, en alt kisimda begenilerinize sunuyorum zevkle dinleyiniz. Ayrica grubun Bandcamp adresinde ( https://acrimonyundone.bandcamp.com/) bu zamana kadar kaydettikleri tüm parcalara ulasabilirsiniz. Bandcamp sayfasini ve 2004 yilina ait iki parcalik Live videosunu ziyart etmeyi unutmayin!